İnşaat Tedarik Dergisi

İnşaat – Yatırım – Proje – Ulaştırma – Mimarlık – Enerji – Maden – Şantiye

Sahra Altı Afrika Yeniden Paylaşılıyor

Haber kuruluşları ve danışmanlar gelişmeleri ele alırken genellikle kendi içinde değerlendirirler. Ama uzun vadeli strateji belirlemeye çalışanlar, tüm bu bilgileri önce sınıflandırır sonra da anlamlı hale getirirler ve öngörülerini buna göre oluştururlar.

Sahra Altı Afrika’yı bu doğrultuda ele aldığımızda ve bilgileri titizlikle sınıflandırdığımızda, bölgenin geçmişte olduğu gibi; şimdi tekrar paylaşılmaya çalışıldığı görülecektir.  

Tarihsel süreçte kıtanın paylaşımı kabile reisleri satın alınarak ya da zor uygulanarak gerçekleştirilmişti. Günümüzde yine benzer şekilde ama bu defa yerel siyasetçilerin kararları veya kıtadaki yatırımcı kuruluşlar üzerinden bu paylaşım gerçekleştiriliyor.

Ancak artan teknoloji iş gücünü baltalarken, diğer yandan üretime katılamayan genç nüfus çoğalıyor ve işsiz olan kesim genellikle madenlerde ya da ağır ve istenmeyen işlerde çalıştırılıyorlar.

Harcayabilecek para bulabilen genç nesil için ise; üretimle desteklenmeyen sosyal alanlar oluşturularak Sahra Altı Afrika ekonomileri kontrol altına alınıyor.

Kıtada ulusal futbol ligleri ya yok ya da etkin değil. Futbol ligleri canlandırılarak spor müsabakalarının yapılacağı arena inşaatları için kıta ülkelerine birçok projeler sunuluyor.

Örneğin, Kenya’da 2 milyar doların üzerinde değeri olan bir stadyum inşaatı şu anda devam ediyor ve bu bir ölü yatırım konumundadır.

Ülkeleri yöneten hükümetlerin dış tehdit aldığı bir diğer önemli konu ise; yaratılan iç karışıklık ve askeri darbeler. Kasım sonu ve Aralık 2025 başında Gine-Bissau’da gerçekleşen ve Benin’deki darbe girişimi bu durumu gayet iyi temsil ediyor.

Afrika’nın göbeğinde yer alan dev ülke DRC, uzun zamandır devam eden Ruanda sorununu çözebilmek adına ABD’ye yanaşarak “gelin madenlerimizi siz çıkartın” çağrısında bulunmak zorunda kalmış ve ülke madenlerinin %80’ini Çin işletiyor olmasına rağmen.

Nitekim şu anda gelişmiş ülkelerin ekonomi ve gereksinimlerine bağlı olarak, kıtadaki yer altı kaynakları el değiştirmeye başladı ve tüm bunlar sessizce gerçekleşiyor.

Batı sermayesine ait Sahel bölgesindeki madenler Rusya’nın denetimine geçerken, Rusların da Sahel ve Güney Afrika dışında nükleer enerji santrali girişimlerinde bulunmama taahhüdü bu alanda etkili olmuştur.

Öte yandan Çin, Batı Afrika ülkelerine artan ilgisinin yarattığı engellerin zayıflatılması karşılığında, çok sayıdaki madencilik faaliyetlerinin bir kısmının kontrolünü Batı sermayesine devretmeyi kabul etti.

Tüm bunlar ancak bölgedeki ekonomik ve siyasi yapılar kırılgan olduğunda gerçekleşebilir. Veriler sınıflandırıldığında birbirinden bağımsız gibi görünen birçok gelişmenin belirli bir modele karşılık geldiği açıkça görülecektir.

İki Grup Arasında Paylaşım

Ülkeler ve çok uluslu şirketler öngörülerde bulunarak birçok strateji geliştirirler. Ancak sanayileşmiş ülkelerin son 25 yılda nüfus yapıları, göç politikaları, yeni ittifaklar, teknolojik gelişmişlik tahmin edilenin çok ötesinde sonuçlar doğurdu ve güncel gereksinimlere uygun paylaşımların tekrar dağıtılması gerektiğine karar verildi.

Elbette bu paylaşım geçmişte olduğu gibi cetvel alarak sınırlar çizerek gerçekleşmiyor. Önceleri tüm bunları öngörmek kolaydı. Şimdi ise yukarıda söz ettiğimiz üzere sınıflandırılmış verilerden yola çıkmak gerektiği önemli bir gerçeklik olarak karışımıza çıkıyor.

Dünya genelinde en güçsüz bölge Sahra Altı olduğundan ve burada muazzam bir genç nüfus olması nedeniyle pazarlık ve paylaşımı kolaylaştırıyor.

Eğer aşırı genelleme yaparak özetlemek gerekirse, ABD ve Batı ülkeleriyle Çin ve Rusya’nın öncülüğünde BRICS üyeleri olarak paylaşımcıları ikiye ayırmak gerekir.

Ama diğer yandan da ABD ve Rusya’nın Sahra Altı Afrika’da birçok alanda uzlaşarak hareket ettiğini de unutmamak gerekir. Ayrıca BRICS’in yeni üyeleri BAE ve Suudi Arabistan’ın Rusya ve Batı yanlısı Çin sermayesinin eseri olduğunu da göz ardı etmemek gerekir.

Ülkelerin ekonomi ve güvenlik politikaları dikkate alınmadan Afrika’dan olan isteklerini öngörmemiz pek kolay olmayacaktır.

Burada söz ettiğimiz çizgi, ana hatlarıyla kıtanın yeni paylaşım şekli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz ve bu yeni gelişmelerin ülke ve yatırım politikalarına entegre edilmesi uzun vadeli daha isabetli stratejilerin geliştirilmesinin yolunu kolaylaştıracaktır.

Ana Aktör: ABD

ABD uzun zamandır dünya çapındaki çatışmalara doğrudan müdahil olmamıştır ve bu süre zarfı içerisinde, her türlü teknolojiye yatırım yaptığı güçlü kaynaklar tarafından sürekli dile getirilmektedir.

Kasım 2025’te ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi yayınlandı ve açıkça yeni politikalarını gizlemeden hedeflerini belirlemiş durumdadır.

Buna göre;

  • Siyasi ve askeri olarak dünyanın diğer bölgelerine değil daha çok anavatanına ve Batı yarımküreye odaklanılıyor.
  • Artık demokrasi için savaş yok. ABD artık farklı siyasi ve sosyal yapılara sahip ülkelerle ilişkiler kuracak.
  • NATO genişlemesi sona erdi ve Avrupa ülkeleri koruma istiyorsa 2027 yılının sonuna kadar ABD’ye ödeme yapmaya başlamaları gerekir.
  • Yeşil enerji dolandırıcılıktır ve bitmiştir. Amerika enerji güvenliğini petrol, gaz, kömür ve nükleer ile inşa edecek.
  • Çin, ekonomik bir rakip ve tedarik zinciri zayıflıklarının kaynağı olarak görülüyor.
  • Güney ve Güneydoğu Asya’dan neredeyse hiç bahsedilmez. Amerika, Rusya ile stratejik ortaklık kurmak ve ticareti artırmak istiyor.

Yani yeterince derinlemesine bakacak olursak temel şu ki; “yeterli paraları yok, bu yüzden geri adım atıyorlar.”

Bunun için ulusal strateji olarak dünya ile ticaret yapmayı bir hedef olarak belirlediler. Bundan 25 yıl önce ABD Eski Başkanı Bill Clinton Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası’nı (AGOA) uygulamaya karar vermişti.

Tüm bu ticaret üretimle mümkün olacağından Afrika’da üretilecek Amerikan malları ve tarımıyla anakarada gereksinim duyulan minerallerin sağlanması için kıtada tüm alanlarda faaliyet göstermeye başladılar.

Örneğin DRC’nin minerallerini elde edebilmek için Kongo’nun Ruanda ile onlarca yıldır yaşanan çatışma sorununu çözerek Aralık 2025’te Donald Trump liderliğinde iki ülkeye barış anlaşması imzalatılmıştır.

Birçok analizciye göre kıtadaki minerallerin çoğuna Çin’in sahip olması, ABD’nin amaçladığı sanayi üretimine ulaşamayacağı yönündedir.

Ancak Çin; füze, çip ve silah konusunda ABD’nin çok gerisinde ve bu nedenle madenler konusunda yaptıkları anlaşmalar gün geçtikçe çoğalıyor ve önemli bir el değiştirme gerçekleşiyor.

Tüm bu gelişmeleri Afrika’ya uyarladığımızda, ABD kıtadaki ekonomik değerlerin paylaşılmasında ana aktör olmaya devam edecektir.

Çokuluslu Kurumların Etkisi

Afrika kıtası ana hatlarıyla Batı ve BRICS arasında paylaşılırken, Dünya Bankası kredileri artık şiddetli bir biçimde kıtada yatırımcı seçmeye başladı ve IMF raporları bu yeni yaklaşımda önemli rol oynuyor.

Dünya Bankası ve IMF’nin kıtaya ziyaretleri titizlikle takip edilmelidir. Sunulan rapor ve finansman kaynakları Afrika ülkelerinde ne tür yatırımların nasıl ilerleyeceğini belirleyen ana unsurlardan birini oluşturur.

Ancak orta ölçekli çok uluslu şirketler ve onların danışmanları, henüz bu durumu tam olarak kavrayamadıklarından öteden beri devam eden ilişkilerine güvenmektedirler. Ama çok defa yanıldıkları artık somutlaşmaya başlamıştır.

Afrika Kalkınma Bankası’nın (AfDB) en büyük sermayedarı İngiltere ve ABD güdümündeki Nijerya olup, bu bankanın kıta yatırımcılarına kullandırdığı kredilerde çok ilginç veriler bulunuyor ve sayı çoğaldıkça kararlar daha da netleşiyor.

AfDB’den kredi kullanarak kıtada yatırım yapmak isteyen kuruluşlar, eğer fonlarını veya kazançlarını ABD ve Batılı ülkelerin taşınmazlarında değerlendiriyorlar ise, bu kalkınma bankasının kredilerini kullanmada tercih nedeni olmaktadırlar.

Tüm kıta genelinde en yoğun ticaret Batı Afrika ülkeleri arasında gerçekleşiyor. Bu nedenle kendi aralarındaki uçak seferlerini ucuzlatmaları gerekirdi. Bunun için uçuşlardaki vergileri kaldırarak bu sorunu çözdüler. Ancak vergi kaybı yaratan bu finansman ABD’nin tüm bu ülkelere karşılıksız sunduğu fonların durdurulmaması sonucunda gerçekleştiği çok ciddi bir veri olarak vurgulanmaktadır.

Bu gelişme bile tek başına kıtanın batısında ne tür bir egemenlik oluşturulacağının önemli ipuçlarından biridir.

Nitekim, Brezilya bu bölgede hem BRICS üyesi olarak hem de ABD politikalarına uygun tarım işlerinde yer alabilmek için gizli görüşmeleri şu anda gerçekleştiriliyor ve tüm bunlar çok özel oturumlarda Brezilya’daki son BRICS toplantısında değerlendirildi.

Temel Paylaşım Kaynakları

Sahra Altı Afrika’da temel olarak üç tür kaynak paylaşımı vardır!…

  • Yerel üretim yaparak bunu iş ve dış pazarda pazarlanması,
  • Ülkelerde altyapı, enerji ve sosyal projeler üstlenerek bunları işletmek ve
  • Yeraltı kaynaklarını çıkartma ve pazarlama ayrıcalığı.

Bunlar aynı zamanda yeni sömürü aracı olup, en güçlü ekonomilerin karşılıklı çıkar ilişkileri sonucunda şekillenir.

Paylaşımı kolaylaştıran en önemli faktör, Afrika devletlerinin zayıflığıdır.

Bu devletler, kıta nüfusunda genç oranının aşırı yüksek olması nedeniyle, hükümetlerin geleceğini güvence altına almak için genç nesli memnun etmeye yönelik harcamaların yapılması nedeniyle servet biriktirememektedir.

(İnşaat Tedarik Dergisi’nin “Temmuz-Ağustos 2025” sayısında “Yükselen Köleliğin Gölgesinde Afrika Yatırımları” başlıklı yazımızda bu konu ayrıntılı olarak açıklanmıştır.)

Kıtada ülke ve şirketlerin izleyeceği diplomasi, her zaman sermayeyi kimin finanse ettiğine odaklanmak olmalıdır.

Böylece Sahra Altı Afrika faaliyetlerinde önemli avantajlar sağlanır.

Vedat ÖZKAN

Yazar, Araştırmacı ve Öngörü Uzmanı

Yazar Vedat ÖZKAN‘ın Önceki Yazıları

 
Çin’in Afrika’daki Varlığı ve Nijer Örneği Okumak İçin


Afrika Yatırım Stratejisi Okumak İçin



Afrı̇ka’da İş Bağlamak İçı̇n Kullanılan Klası̇k Yöntemler Tarı̇he Karışıyor!… Okumak İçin


Yükselen Köleliğin Gölgesinde Afrika Yatırımları Okumak İçin


Nijerya Yatırımları ve Türkiye Denklemi Okumak İçin

Afrika’daki Masun Yağışların Bilinmeyenleri! Okumak İçin 

Vietnam ve Filipinler’den İnşaat İşçisi mi Geliyor? Okumak İçin


Masonluk: İstanbul’daki Afrikalı Kardeşler Okumak İçin

Brezilya’nın Afrika’daki Varlığı Okumak İçin
Angola’nın Çin Ziyareti ve Türkiye Angola’yı Neden Önemsemeli? Okumak İçin

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.