
Havacılık sektörünün ekonomik performans üzerindeki etkisi, 1960’ların başından beri uluslararası finans kurumları tarafından ciddi bir araştırma konusu olmuştur.
Resmi olarak Sahra Altı Afrika ülkelerinin somut bir biçimde 1958 yılından itibaren bağımsızlıklarını kazanmaya başlamasıyla, günümüze kadar geçen zamanda 1000 civarı sivil havaalanı ve pist inşa edildi. Ama sonraları yıllar içerisinde 300 civarı terk edilen veya kullanılmayanlar oldu.
Bazı havalimanları ülke ekonomilerine katkı sağlarken; konuya sektörler bazında baktığımızda ise, turizm ve eğitime katkı yok denecek kadar az olmuştur. Ancak değerli ticaret eşyalarının taşınmasında bu havalimanları büyük katma değer yaratmıştır.
Örneğin 1981 yılından bu yana Etiyopya, Kenya ve Nijerya’daki havalimanları ülke ekonomilerine ciddi katkılar sağlarken, Senegal ve Angola’da ise neredeyse hiçbir katkı oluşturamamıştırlar.
Ama kıta genelindeki güncel siyasi ve ekonomik dengeler 1800’lü yıllarda tasarlanan demiryollarının dahi inşa edilmesini sağlarken, Afrika başkentlerinden ülkelerin iç kesimlerine uzanan karayolları hizmete alınmaktadır.
2013 yılından bu yana ise; Sahra Altı Afrika’da havalimanı iyileştirmelerinin yanı sıra, yenilerinin inşaatı ve yeni uçak seferleri kargo taşımacılığıyla beraber hızlı bir yükselişe geçti.
Faaliyetlerini durdurmuş havayolu şirketleri son birkaç yıldır tekrar aktif hale gelmeye başlamış ve kıtada bu sektörde strateji geliştirmek için, finansman kaynaklarının çıkış noktası dikkatlice takip edilmelidir.
İşte biz burada bu gelişmelerin nedenlerine ve etkilerine odaklanmanın yanı sıra, görüş ve yaklaşımlara başvurarak bu araştırma yazımızı genişleteceğiz.
Nüfus ve Yapısı
Sahra Altı Afrika’nın neredeyse tüm ülkelerinde 0-54 yaş grubu tüm nüfusun en az %90’ını oluşturuyor ve düşük maliyet, hız ve üretkenlik açısından tüm dünyadaki en cazip bölge konumunda ve son iki yılda aşı ve meslek eğitimlerine en başta Batı Sermayesi olmak üzere büyük destek vermeye başlamıştır ve bu alanda yanlış strateji izleyen Fransa kaybeden olmuştur.

Uzun süredir “dünyanın üretim fabrikası” olan Asya nüfusunun yaşlanması ve pazarlarının olgunlaşması nedeniyle, Asya’daki büyüme oranı artık %4 civarında gerçekleşiyor ve bu koşu bayrağını artık Afrika devralmak üzere ve ortalama %4,6 beklenen büyümeyle Sahra Altı Afrika, dünyanın en dinamik bölgesi haline geliyor.
Örneğin Senegal, DRC, Fildişi Sahili, Ruanda vb. ülkeler kıtanın itici gücü olmaya devam edecek ve diğer tüm ülkeler de bu doğrultuda bir büyüme kaydedecektir.
Kıtadaki ülkelerin coğrafi konumları ve iklim koşulları, 2026 yılında ana üretim sektörlerini önemli oranda belirleyecek ve iş gücü nitelikleri bu konuda etkili olacaktır.
Zaten karayolları, demiryolları ve limanlar başlıca maden ve tarım sektörlerindeki gelişmelere uygun şekilleniyor ve planlanmış projeler bu doğrultuda inşa edilmektedir.
ABD ve Batı Sermayesinin kontrolünde yer alan Afrika ülkelerinde imalat ve sanayi alanlarının inşaat ve yatırım haberlerini sıkça duymaya başlayacağız ve bu durum kıtada Çin’in zayıflamaya başladığının en önemli belirtilerinden biri olacaktır.
Tüm bunlar, modernize edilecek veya kurulacak yeni havalimanları ile üretime katılacak nüfusların özellikleri dikkate alınarak tasarlanacak ve sisteme entegre edilecektirler.
Örneğin uluslararası bir otel zinciri havalimanı otel işletmeciliğinde ülkelerin bürokratlarıyla iletişimini hızlandırmış ve tekelleşmeyi anımsatacak girişimler başlatmıştır.
Kısacası, nüfusa bağlı gelişmeler havalimanlarının fonksiyonlarını ve işletmecilerini belirlemede etkili olacaktır. Nitekim şu anda şehir yaşantısını özendiren ve uçakları gösteren “seyahat ediniz” reklamları yaygınlaşmaya başlamış ve biz bunu bir zamanların Çin ve Vietnam’ında da görmüştük.
Genişleyen Etiyopya Dışlanan Fransa
Basın kaynaklarına baktığımızda, kıtada inşa edilmekte olan havalimanlarına ait haberleri görürüz ama tüm bu duyurular nötr bilgi ile bizlere sunulmaktadır.
İşte burada henüz yapay zekâ ile gerçekleştirilemeyecek sınıflandırılmış veriler devreye girmeli ki, gerçeğe en yakın stratejiler belirlenebilsin.

Şu anda Ruanda ve Etiyopya’da inşa edilmekte olan havalimanlarının finansörlerine ve inşalarına katkı sağlayan kuruluşlara baktığımızda gerçek gelişmeleri görmekte zorlanabiliriz.
Ama özetleyecek olursak diyebiliriz ki; devasa bu iki havalimanı tamamlandığında Batı ve Çin sermayelerinin çetin ticaret savaşlarının ana üstlerinden biri olacağıdır.
Etiyopya Havayolları bu güç savaşının farkında ve Ağustos 2026’da yeni genel merkezine taşındığında bu iki blok arasında sıkışıp kalmamak için kurduğu bir departman aracılığıyla dengeleri gözetmeye çalışacaktır.
Afrika’nın havacılık sektörünü anlamak için Etiyopya Havayollarının faaliyetleri ve kurduğu ortaklıklar titizlikle takip edilmelidir. Örneğin Togo’daki ortaklık Almanya’nın baskısıyla Fransa bağlantılı uçuş seferlerinin kontrolü amaçlandığından gerçekleştirilmiştir.
Ülke kalkınması için havalimanlarının büyük fayda sağlayacağı DRC’de 2035 yılına kadar inşa edilecek veya modernize edilecek uçuş noktaları artık belirlendi ve bu denklemde ABD ve Tanzanya’nın belirgin baskısıyla Fransız sermayesi dışlanmıştır.
Henüz tam yerleri belli olmayan ama ormanlık alan yok edilerek inşa edilecek iki önemli havalimanından dahi söz edilmektedir.
Afrika’dan sürekli darbe yiyen Fransa, askeri üstlerini kaybetmenin yanı sıra; siyasi ve ekonomik açıdan da sürekli hayal kırıklığı yaşamaktadır.
Kıtada havacılık sektörü hızla gelişeceğinden ve tekrar kök salmaması için Fransa kollektif bir biçimde havacılık sektöründen uzaklaştırılıyor.
İstanbul merkezli bir kuruluşun sermaye yapısında Fransa’nın bulunması, İngiltere güdümündeki Nijerya’da havalimanı çalışması başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Yöneticilerine bunun nedenleri sorulacak olunur ise; başkaca nedenler öne sürecekler veya hatta bunun böyle olduğunun farkında bile olmayabilirler. Ama bu başarısızlığın nedeninde Fransız sermayesi etkili olmuş ve bundan böyle, benzer durumlarda yine aynı sonuçlarla karşılaşmak sürpriz olmayacaktır.
Zorunlu İhracat
Hiçbir yerde söz edilmeyen ama yeni dünya anlayışında ortaya çıkan agresif politikalar soncu olarak, havalimanı işletmecilerine yeni kurallar diretilmeye başlanmıştır.
Mantıksız gibi görünen ama yavaşça ivme kazanan gelişmelerden biri, yabancı havalimanı işletmecilerinin ülke ihracatına katkı sağlaması için zorunlu sözleşme maddeleri eklenmeye başlanmıştır.

Bu durum, bir yandan büyük yatırımcılar güçlü bağlantılarını kullanarak işi bağlamalarını kolaylaştırarak tekelleşmeye gitmelerinin yolunu açarken; diğer yandan da Afrikalı bürokratların kontrolündeki ticaretin hızla genişlemesini sağlayarak gelir adaletsizliği yaratacaktır.
Gidişata baktığımızda bu ihracat ürünlerinin genellikle değerli taş ve madenlerden oluşacağını görebiliriz. Bu aslında Afrikalı elitlerin ülke içindeki kazançlarını resmi yollarla havalimanları aracılığıyla yurtdışına çıkarılması için bir araç konumundadır. Çünkü güvenliği yüksek olan havacılık sektöründe, ihracat ürününü varış noktasına ulaştırana kadar çalınma riskinin en düşük seviyede olması etkilidir.
Kıtadaki havalimanlarının konumunu belirleyecek bir diğer unsur ise, ticari kargo taşımacılığı olacaktır. Bu konuda Batı Afrika ülkeleri ve DRC en dikkat çekicileri olup, bu durum yeni havalimanlarının inşasında ciddi rol oynayacaktır.
Türk Hava Yolları ve Strateji
İstanbul çıkışlı dünyada en çok başkente uçuş gerçekleştiren Türk Hava Yolları, Afrika’da 60’tan fazla noktaya sefer düzenleyerek kısa sürede büyük bir başarı elde etti ve bu durum ancak iyi bir stratejinin sonucunda gerçekleşebilirdi.
THY’den önce Sahra Altı Afrika’da ciddi bir Fransa tekeli bulunuyordu. THY maliyetleri düşürerek Avrupa ve çevresinden Afrika şehirlerine ulaşmayı kolaylaştırmıştır.

Bu genişletilen uçuş noktalarıyla beraber, Sahra Altı Afrika ülkeleriyle Türkiye arasında ticaret ve eğitim alanları da hızla gelişmeye başlamıştır.
Tüm bu genişleme olumlu etki aratarak, havalimanı inşaat ve işletmeciliğinde Türk inşaat kuruluşlarıyla işletmecilerin önünü açmıştır.
THY artık kıta genelinde uçuş noktalarına erişimde neredeyse doyum noktasına ulaşmış olup, yeni çok az nokta kazanç sağlayabilir ama yeni stratejiler üretebilirler.
Bilinmesi gerekir ki; dünyada yakında kendisini hissettirmeye başlayacak olan havayolu şirketlerinin havalimanı işletmeciliği sektörüne giriş yapmaları olacaktır.
Nitekim şu anda kesin olmamakla beraber Avrupalı bazı havayolu şirketlerinin Afrika’da havalimanı işletmeciliğine girmek üzere çok ciddi pazar araştırmaları yaptırdıkları söylenmektedir.
Büyük havayolu şirketleri, daha küçüklerini desteklemek veya ağlarını genişletmek için onlarla ortaklık kurmak gibi yaygın bir uygulamayı sergiliyorlar.
Diğer yandan Afrika Borsaları 2025 yılında büyük bir başarı elde etti. En çok yükselen ilk 10 borsa %29 ile %248 arasında değişim yaşadı. Kıta borsalarının itici gücü olacak üç sektör madencilik, havacılık ve enerji olacaktır.
Kıtadaki birçok sektörde yabacı yatırımcı bizzat kamunun kendisi olması durumunda bu yatırımlar kalıcılık göstermekte ve bugüne kadar bunu en iyi sergileyen Çin olmuştur.
Sahra Altı Afrika’nın bu sektörde genişlemesi büyük bir stratejinin parçası olacağından THY gibi kuruluşlar güçlü kamu desteği ile bu sektörde en önemli oyunculardan biri olacaktır.
Yeni Havalimanları & Turizm Sektörü
Hiç söz edilmez ama Sahel bölgesindeki sivil havalimanlarının inşaat veya genişletme çalışmaları Rusya’nın görüşü alınarak İngiliz’ler tarafından planlanmıştır. Sadece bu özel bilgi bile, bölgedeki birçok sektöre ışık tutmaktadır.
Kıta genelinde sahil bölgelerine yakın Sahra Altı Afrika kıyısı boyunca yeni sivil havalimanı inşaatları nispeten az olacak. Ama kapasite genişletme çalışmaları hız kesmeden devam edecek ve özellikle bu kıyıya yakın havalimanlarına Arap sermayesi büyük paralar akıtmaya başlamış ve bu devam edecektir.
Kıtanın iç bölgelerine tasarlanan havalimanı inşaatlarında Çinli kuruluşlar hala etkili olmaya devam edecek ama finansmanda karma bir model uygulanacak ve burada da Körfez sermayesi söz sahibi olacak ve hedeflerinde hem finansman hem de işletmecilik bulunmaktadır.
Dünya genlinde havayolu şirketlerinin talep ettiği uçak sayısı şu anda imalatçılar tarafından karşılanamıyor ve yeni verilen yolcu uçağı siparişlerinin 2032 yılından önce teslim söz konusu değil.

Bu uçak taleplerinin ne kadarı Afrikalı havayolları şirketleri tarafından satın alınacağı veya kıtaya düzenlenecek seferlerde kullanılacağı belli değil. Tüm bu gelişmeler tek bir merkezden çıkmadığından herhangi bir planlama gerçekleştirilemez. Ancak ülkelerin ekonomik ve siyasi hedefleri tahmin etmeyi kolaylaştıracaktır.
Bazı yatırım bankalarıyla finans kuruluşlarının araştırmaları dikkate alındığında Sahra Altı Afrika’ya 2040 yılına kadar kapasiteleri arttırılacak havalimanları hariç, irili ufaklı yaklaşık 400 yeni havalimanının inşa edileceğini öngörebiliriz.
Mevcut ve yeni inşa edilecek havalimanları kıta ülkelerine ekonomik açıdan büyük katkı sağlayarak turizm sektörünün gelişmesine kıtada hiç olmadığı kadar büyük katma değer sunacaktır.
Havacılığın turizme katkısıyla, önümüzdeki yıllarda Afrika’da Puket, Pattaya, Bali gibi birkaç tane destinasyon yaratılacağına kesin gözle bakabiliriz.
Kuzey Afrika hariç kıtanın havacılık sektöründe yer almak isteyen yatırımcılar ve iş danışmaları referans olarak bu noktaları bilgi sınıflandırmasıyla ele alarak en isabetli kararları almaları kolaylaşacaktır.

Vedat ÖZKAN
Yazar, Araştırmacı ve Öngörü Uzmanı
Yazar Vedat ÖZKAN‘ın Önceki Yazıları
Sahra Altı Afrika Yeniden Paylaşılıyor Okumak İçin
Çin’in Afrika’daki Varlığı ve Nijer Örneği Okumak İçin
Afrika Yatırım Stratejisi Okumak İçin
Afrı̇ka’da İş Bağlamak İçı̇n Kullanılan Klası̇k Yöntemler Tarı̇he Karışıyor!… Okumak İçin
Nijerya Yatırımları ve Türkiye Denklemi Okumak İçin
Afrika’daki Masun Yağışların Bilinmeyenleri! Okumak İçin
Vietnam ve Filipinler’den İnşaat İşçisi mi Geliyor? Okumak İçin
Masonluk: İstanbul’daki Afrikalı Kardeşler Okumak İçin
Brezilya’nın Afrika’daki Varlığı Okumak İçin
Angola’nın Çin Ziyareti ve Türkiye Angola’yı Neden Önemsemeli? Okumak İçin


İlginizi Çekebilir
Emlak Konut’tan Global Hamle “Suudi Arabistan Hayat Mekke Projesi”
ANDRITZ, Sırbistan’daki Hidroelektrik Santralinin Modernizasyonu İçin On Adet Türbin Tedarik Edecek
Çalık Renewables, Polonya’daki PAD RES Grup’tan 255 MW’lık Güneş Enerjisi Santrali Portföyü Satın Aldı