İnşaat Tedarik Dergisi

İnşaat – Yatırım – Proje – Ulaştırma – Mimarlık – Enerji – Maden – Şantiye

Afrika’nın Gençliği Fırsat mı, Felaket mi?

Dünya elitleri, ekonomi dergileri ve devasa fon yöneticileri yıllardır aynı tatlı masalı anlatıp duruyor. Onlara göre Sahra Altı Afrika’nın hızla artan genç nüfusu, yaşlanan ve yorulan dünyanın kurtarıcısı olacak.

Küresel Kuzey yaşlanıp huysuzlaşırken, Afrika’nın gençleri sistemin yeni ucuz iş gücü fabrikası ve en iştahlı tüketici pazarı haline gelecek.

Bu durum; klimalı ofislerde, masa başında yazılmış, sahadaki gerçeklikten tamamen kopuk, kibirli ve son derece tehlikeli bir yalan.

Gerçek şu ki, Sahra Altı Afrika’daki genç nüfus patlaması geleneksel ekonomi kitaplarının yazdığı gibi ne pürüzsüz bir “avantaj” ne de yönetilebilir bir “dezavantaj”.

Bu durum, dünyayı kökünden sarsacak, sınırları anlamsızlaştıracak ve mevcut ekonomik düzeni paramparça edecek devasa bir sismik hareket. Ve biz sadece fay hattının üzerinde oturmuş ve sadece kırılma anını izliyoruz.

Olayı sadece bir “demografik fırsat penceresi” olarak okumak, yaklaşan bir tsunamiyi sörf yapmak için iyi bir dalga sanmaktan farksızdır.

Sokaktaki Gerçek: Saatli Bomba

Bugün Sahra Altı Afrika’da nüfusun yarısından fazlası yirmi yaşın altında. Tablolardaki rakamlara bakarsanız bu bir mucize gibi görünür.

Sonsuz bir enerji, tükenmez bir dinamizm ve devasa bir kalkınma potansiyeli. Ancak Lagos’un, Nairobi’nin, Kinşasa’nın veya Dakar’ın sokaklarına indiğinizde o parlak istatistiklerin yerini ter, toz ve ağır bir çaresizlik alır.

Ve ben bu şehirlerdeki tüm bunların çok daha fazlasını gördüm.

Bu gençler, kendilerine vadedilen o “parlak geleceğin” asla gelmeyeceğini çok iyi biliyorlar. Eski nesiller gibi dünyadan ve imkanlardan bihaber değiller. Ellerindeki ucuz akıllı telefonlarla dünyanın geri kalanının nasıl yaşadığını ne yediğini ne giydiğini ve nasıl savurganlık yaptığını saniye saniye izliyorlar.

Kendi ülkelerindeki yozlaşmış politikacıların ve küresel şirketlerin çaldığı servetlerin Batı bankalarında nasıl ağırlandığını, kendi topraklarından çıkan madenlerin nasıl başkalarının hayatını aydınlattığını görüyorlar. Ve son derece haklı bir öfke içindeler. Bu dijital farkındalık, yoksulluğu bir kader olmaktan çıkarıp, tahammül edilemez bir haksızlığa dönüştürüyor.

Yıkımın Yakıtı

Eğer konuya yirminci yüzyılın kurallarıyla bakarsak, bu tablo tarihin gördüğü en büyük dezavantajdır.

Eğitim sistemleri çökmüş, altyapı yetersiz ve en önemlisi milyonlarca genci emecek bir sanayi veya iş piyasası ortada yok.

Her yıl milyonlarca genç, hiçbir fabrikanın, hiçbir kurumsal ofisin ve hiçbir verimli tarım arazisinin onları beklemediği bir boşluğa fırlatılıyor. Karın tokluğuna satılacak bir emek bile artık lüks sayılıyor.

Bu devasa işsizlik ve umutsuzluk girdabı; suç örgütleri, terör grupları ve radikal hareketler için bulunmaz, sınırsız bir insan kaynağı yaratıyor.

Bir insanın kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığında, ona bir silah, bir aidiyet duygusu ve biraz para veren herhangi bir gücün peşinden gitmesi an meselesidir.

Sahel bölgesindeki bitmek bilmeyen iç savaşların, radikal örgütlerin veya devasa sokak çetelerinin ardındaki temel yakıt din veya ideoloji değil; bu devasa, işsiz ve sisteme öfkeli genç yığınlarıdır.

Gençlik, bir gelecek inşa edemediğinde, bugünü yıkmak için en etkili silaha dönüşür.

Sistemsizliğin İçindeki Avantaj

Ancak madalyonun diğer yüzü, Batı’nın asla tam olarak anlayamadığı ve hesaplayamadığı radikal bir avantajı barındırıyor. Aynı yokluk, çaresizlik ve sistemsizlik, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir hayatta kalma zekasını, bir “hiper-direnci” doğuruyor.

Küresel Kuzey, Afrika gençliğini eğitimsiz, kurtarılmayı bekleyen ve vasıfsız bir yığın olarak görme eğiliminde.

Uluslararası yardım kuruluşları onlara hala acınacak objeler muamelesi yapıyor. Oysa bu gençler, devletin, kurumların ve geleneksel ekonominin tamamen yokluğunda kendi paralel evrenlerini, kendi vahşi ama tıkır tıkır işleyen ekosistemlerini inşa ediyorlar.

Banka hesabına sahip olmayan milyonlarca insan, mobil ödeme sistemleriyle devasa ve denetlenemeyen bir kayıt dışı ekonomi yaratıyor.

Hükümetlerin asfalt dökemediği, posta servisinin olmadığı yerlerde, gençler kendi iletişim ağlarını, motosikletli kurye sistemlerini ve resmi olmayan ticaret rotalarını kuruyorlar.

Böylece; kuralların, yasaların ve düzenin olmadığı bir kaos ortamında, en acımasız ama en yenilikçi çözümler filizleniyor.

Batı’nın Kırılganlığına Karşı Afrika’nın Bağışıklığı

Sahra Altı Afrika, dünyanın en büyük hayatta kalma laboratuvarı. Ve bu laboratuvardan çıkan nesil, Batı’nın rahat, kurallara sıkı sıkıya bağlı, elektriği kesildiğinde veya interneti yavaşladığında paniğe kapılan konfor alanından çıkamayan kırılgan gençliğinden çok daha tehlikeli ve çok daha donanımlı.

Sahra Altı Afrika’nın gençliği, mevcut küresel kapitalist sistemi besleyecek uysal, itaatkâr işçiler olmayacak. Tam tersine, bu sistemi içeriden yok edecekler.

Geleneksel sanayi devrimini, kömür santrallerini, sabit hatlı telefonları ve hantal bankacılık sistemlerini tamamen pas geçip, doğrudan dijital, merkeziyetsiz ve gayri resmi bir çağın kurucuları oluyorlar.

Bugün Lagos’taki kendi kendini eğitmiş bir yazılımcı veya Nairobi’deki genç bir girişimci, Silikon Vadisi’nin steril ofislerinde değil; sık sık elektriklerin kesildiği, sermayenin sıfır olduğu, rüşvetin ve bürokrasinin nefes kestiği bir ortamda var olma savaşı veriyor.

Bu imkansızlıklar onları durdurmuyor; aksine yokluk içinde çözüm üretme, kısıtlı kaynakla maksimum verim alma kaslarını insanüstü bir seviyeye çıkarıyor.

Kaçınılmaz Dalga ve Yeni Dünya Düzeni

Tüm bunların küresel sonuçları, Avrupa’nın veya Amerika’nın sınırlarına ördüğü duvarlarla, Akdeniz’e devriye gemileri yığarak veya vize rejimlerini zorlaştırarak durdurulamayacak kadar büyük bir dalgadır.

Yaşlanan, nüfusu daralan, dinamizmini kaybeden Kuzey ülkeleri; emeklilik fonlarını ayakta tutmak, fabrikalarını çalıştırmak ve yaşlılarına bakmak için aslında bu genç enerjiye muhtaç.

Ancak bu demografik transfer, Batı’nın istediği gibi kontrollü, seçmeci, sadece en zekileri alan steril bir göç programıyla gerçekleşmeyecek.

Sahra Altı’nın gençliği, dünyadaki kaynak adaletsizliğini ve kendilerine biçilen “Üçüncü Dünya” rolünü kabul etmiyor. Yoksulluğu bir kader olarak yaşamayı, dedeleri gibi kaderlerine boyun eğip sessizce ölmeyi reddediyorlar.

Akdeniz’i geçmeye çalışan derme çatma botlar bir sınır güvenliği krizi değil, sadece doğanın kendi dengesini bulma çabasıdır; fizikteki yüksek basınçtan alçak basınca doğru gerçekleşen durdurulamaz bir akıştır.

Bu devasa insan seli, sadece bedenlerini değil; kendi kültürünü, kendi hayatta kalma pratiklerini ve kendi gayri resmi ekonomisini de beraberinde taşıyacak.

Kuralların hiç esnemediği, bürokrasinin tıkandığı Batı toplumları, kuralsızlık içinde büyümüş ve her engelin etrafından dolanmayı öğrenmiş bu genç nüfusla karşılaştığında büyük bir sistem şoku yaşayacak.

Sahra Altı Afrika’daki genç nüfus ne masal kitaplarındaki gibi pürüzsüz bir fırsat ne de sadece istatistiksel bir felakettir. Bu, suyun kaynama noktasına ulaşması gibi durdurulamaz bir doğa olayıdır.

Eğer dünyayı eski kurallarla, sömürgeci bir kibirle veya ikiyüzlü bir yardımseverlik maskesiyle yönetmeye devam etmeye çalışırsanız, bu gençlik gezegendeki en büyük yıkım gücü olacaktır. Eski yapıları, çürümüş hükümetleri ve bencil küresel politikaları başımıza yıkacaklardır.

Dünyayı sürekli kabuk değiştiren, hayatta kalmak için eskiyi öldürüp yeniyi doğuran acımasız bir yer olarak kabul ederseniz, Afrika’nın gençliği insanlığın bir sonraki ve en dirençli evresidir.

Onlar, kendisine hiçbir şey verilmeyenlerin, her şeyi kendi elleriyle nasıl alacağının en canlı kanıtıdır.

Sahra Altı Afrika’nın gençliği kendilerine ayrılmayan o masaya usulca ilişmek için değil; o masayı tamamen devirip kendi kurallarını yazmak için geliyor.

Ve o gün geldiğinde, demografik “dezavantaj” veya “avantaj” gibi kelimelerin hiçbir anlamı kalmayacak. Geriye sadece yüzleşmek zorunda kalacağımız yeni bir gerçeklik kalacak.

İşte tüm bu gerçekler sizin Sahra Altı Afrika’daki yatırımlarınızın yönünü ve yaklaşım şeklini belirleyecektir.

Vedat ÖZKAN

Yazar, Araştırmacı ve Öngörü Uzmanı

Yazar Vedat ÖZKAN‘ın Önceki Yazıları

Afrika’da Bürokratik Soygun Okumak İçin 


Tarımda Sermaye Büyürken Derinleşen Çaresizlik Okumak İçin


Afrika’da ‘’Vatana İhanet’’ Modası Okumak İçin


Güney Afrika’nın Yeni Damarları: Altyapı, Enerji ve Ticaret Koridorları Okumak İçin


Sahra Altı Afrika’nın Yoksulluğu & Yatırım Stratejisi Okumak İçin


Sahra Altı Afrika’nın Anlatılmayan Havacılık Sektörü Okumak İçin


Sahra Altı Afrika Yeniden Paylaşılıyor Okumak İçin


Çin’in Afrika’daki Varlığı ve Nijer Örneği Okumak İçin



Afrika Yatırım Stratejisi Okumak İçin


Afrı̇ka’da İş Bağlamak İçı̇n Kullanılan Klası̇k Yöntemler Tarı̇he Karışıyor!… Okumak İçin



Nijerya Yatırımları ve Türkiye Denklemi Okumak İçin

Afrika’daki Masun Yağışların Bilinmeyenleri! Okumak İçin 

Vietnam ve Filipinler’den İnşaat İşçisi mi Geliyor? Okumak İçin


Masonluk: İstanbul’daki Afrikalı Kardeşler Okumak İçin

Brezilya’nın Afrika’daki Varlığı Okumak İçin
Angola’nın Çin Ziyareti ve Türkiye Angola’yı Neden Önemsemeli? Okumak İçin