İnşaat Tedarik Dergisi

İnşaat – Yatırım – Proje – Ulaştırma – Mimarlık – Enerji – Maden – Şantiye

Afrika’da ‘’Vatana İhanet’’ Modası

Tanzanya’dan Uganda’ya, Zambiya’dan Güney Sudan ve Lesotho’ya kadar Afrika’nın dört bir yanında iktidarlar, en güçlü siyasi rakiplerini “vatana ihanet” suçlamasıyla hapse atıyor.

Zambiya’da Brian Mundubile, Tanzanya’da Tundu Lissu ve Uganda’da Kizza Besigye gibi güçlü muhalif figürler bu ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Peki ama neden şimdi ve bunun arkasındaki asıl ekonomik tasarım nedir?

Radikal Yüzleşme

Gelin bu gelişmeleri sıradan bir dille, sokaktaki insanın anlayacağı şekilde anlatalım!…

Afrika’da koltuğa yapışan ve gücü ne pahasına olursa olsun bırakmak istemeyen liderler, siyasi rakiplerini sandıkta alt edemeyeceklerini anladıkları an en kestirme ve en acımasız yolu seçiyorlar.

Rakiplerinin alnına doğrudan “Hain” veya “Terörist” damgasını vurup onları içeri tıkıyorlar.

İşin “radikal” ve bir o kadar da korkutucu tarafı ise; bahsi geçen bu ülkelerin kâğıt üzerinde bir demokrasisi var. Seçimler düzenleniyor, meclisler toplanıyor, anayasalar düzenleniyor.

Ancak pratikte, iktidara ters düşen ve halka alternatif bir vizyon sunan herhangi bir ses anında “devlet düşmanı” ilan ediliyor.

Demokrasi sadece dışarıya karşı sergilenen, Batı’dan gelecek fonları kesmemek için kurulan bir vitrinden ibaret.

Bu sistemde muhalif olmak, doğrudan ölümle veya müebbet hapisle burun buruna gelmek demek. Hükümetler artık “seçim hilesi”, “medya sansürü” gibi nispeten ince oyunlarla vakit kaybetmiyorlar. Doğrudan yargı kılıcını çekip rakibinin siyasi hayatını tek bir hamlede bitiriyor.

Yabancı Yatırımlar

İlk bakışta “Böyle bir siyasi kaos ortamından yatırımcı kaçar, para güvenliği sever” diye düşünebilirsiniz.

Ancak vahşi kapitalizm ve küresel jeopolitik satrançta işler tam tersi yürür. Bu tür “muhalefetsiz” ve otoriter rejimler, insan haklarını veya çevreyi zerre umursamayan küresel devler için adeta biçilmiş kaftandır.

Önümüzdeki 10-15 yıl içinde bu siyasi tasfiyelerin ekonomik meyvelerini, yani yeni nesil sömürge ihalelerini çok daha net göreceğiz ve kıtada geleceğe dair öngörülerimi şu şekilde sıralayabilirim:

Altyapı ve Demiryolu İmtiyazları

Muhalefetin meclisten ve sokaktan tasfiye edildiği bir ülkede, devasa standart hatlı demiryolu (SGR) projeleri için gereken dev kamulaştırma süreçlerinde yaşanan halk tepkileri veya mülkiyet sorunları, devletin demir yumruğuyla anında ezilecektir.

Yabancı şirketler, özellikle Çinli dev inşaat şirketleri, yerel halkın açtığı kamulaştırma davaları gibi “pürüzlerle” uğraşmadan, köylerin üzerinden buldozer gibi geçerek arazileri teslim alacaktır.

Aynı şekilde, madenleri limanlara bağlayan stratejik demiryolu imtiyazlarının kapalı kapılar ardında el değiştirmesi hızlanacaktır.

Bir bakacaksınız ki, tıpkı Liberya’da veya Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DRC) örneklerine rastlanabileceği gibi, milyarlarca dolarlık bir maden sahası ve onun demiryolu işletme hakkı bir gecede el değiştirmiş; Batılı veya Asyalı yeni bir konsorsiyuma devredilmiş.

Mecliste hesap soracak muhalefet kalmadığı için kimse “Bu ihale nasıl yapıldı, imtiyaz hakları hangi şartlarla verildi?” diyemeyecektir.

Yeşil Sömürgecilik

Dünya elektrikli araçlara ve yeşil enerjiye geçerken kobalt, lityum, bakır ve nikel altın değerinde.

Zambiya’nın kritik bakır rezervleri veya Uganda’nın yeraltı kaynakları için küresel bir kapışma var.

Gelecekte bu madenlerin ihaleleri asla şeffaf açık artırmalarla yapılmayacak.

İktidardaki “güçlü adam” ve çevresindeki bir avuç elite verilecek komisyonlar karşılığında, ülkelerin önümüzdeki 50 yıllık yeraltı zenginliği, tek bir imza ile Çinli, Rus veya Batılı şirketlere devredilecek.

Doğanın katledilmesine karşı çıkacak sivil toplum örgütleri zaten “vatan haini” ilan edilip kapatılmış olacağı için şirketler sıfır denetimle çalışacak.

Güvenlik Teknolojileri

Yabancı yatırımların sadece inşaat veya maden olacağını düşünmek saflık olur. Muhalefeti bastırmak isteyen bu rejimler, halkı fişlemek ve interneti kontrol etmek için devasa teknoloji ihalelerine çıkacak.

İsrail, Çin ve Batı menşeli teknoloji firmaları; yüz tanıma sistemleri, siber takip yazılımları ve toplumsal olaylara müdahale ekipmanları satmak için bu ülkelere akın edecek.

Yani diktatörlük, kendi güvenlik altyapısını kurarken de yine yabancı sermayeyi zengin edecek.

Ortak Noktalar

Zambiya, Tanzanya, Uganda, Güney Sudan ve Lesotho… Coğrafi olarak farklı bölgelerde bulunsalar da bu ülkelerin siyasi ve sosyolojik kaderleri birbirinin karbon kopyası gibidir!…

İstisnasız hepsinin topraklarının altı küresel endüstrinin muhtaç olduğu stratejik kaynaklarla kaynıyor. Ancak bu zenginlik halka yansımıyor, halk kronik bir sefalet ve açlık içinde hayatta kalmaya çalışıyor.

Bağımsız yargı, özgür basın veya liyakatli devlet kurumları mevcut değil. Kurumlar ya iktidardaki partinin ya da Uganda’daki Museveni gibi ülkeyi on yıllardır tek demir yumrukla yöneten figürlerin kişisel tapusu haline gelmiş durumda.

Kâğıt üzerinde yıllar önce bağımsızlıklarını kazanmış olsalar da, ekonomileri ve karar alma mekanizmaları tamamen küresel süper güçlerin ipoteği altındadır.

Sessiz Yağma

Özetle; Afrika’da giderek yayılan bu “vatana ihanet” suçlamaları dalgası, sadece birkaç rahatsız edici siyasetçinin hapse atılması gibi basit bir iç mesele değildir.

Bu durum, Afrika’nın eşsiz kaynaklarının sözde bir “siyasi istikrar” sağlama bahanesiyle, diktatörlerle iş birliği yapılarak küresel şirketlere peşkeş çekilmesinin en acımasız hukuki kılıfıdır.

Muhalif sesler kısıldıkça, ihaleler şeffaflıktan uzaklaştıkça ve kamulaştırma adı altında halkın topraklarına el konuldukça; Afrika’nın kanı ve zenginliği sessiz sedasız kıta dışına pompalanmaya devam edecektir.

Yabancı yatırımcılar için bu durum bir risk değil, aksine muhalefetin ayak bağı olmadığı, kâr marjının en yüksek olduğu kusursuz bir yatırım iklimidir.

Ancak Sahra Altı Afrika’nın hızla çoğalan genç nüfusu teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin sömürgecilerin işini zorlaştıracaktır.

İşte bu nedenle kıtanın imalat sektörüne eşit ortaklı yatırımları bir devlet politikası haline getiren ülkelerin hakimiyeti sessizce güçlenecektir.

Vedat ÖZKAN

Yazar, Araştırmacı ve Öngörü Uzmanı

Yazar Vedat ÖZKAN‘ın Önceki Yazıları

Güney Afrika’nın Yeni Damarları: Altyapı, Enerji ve Ticaret Koridorları Okumak İçin  


Sahra Altı Afrika’nın Yoksulluğu & Yatırım Stratejisi Okumak İçin


Sahra Altı Afrika’nın Anlatılmayan Havacılık Sektörü Okumak İçin


Sahra Altı Afrika Yeniden Paylaşılıyor Okumak İçin


Çin’in Afrika’daki Varlığı ve Nijer Örneği Okumak İçin



Afrika Yatırım Stratejisi Okumak İçin


Afrı̇ka’da İş Bağlamak İçı̇n Kullanılan Klası̇k Yöntemler Tarı̇he Karışıyor!… Okumak İçin



Nijerya Yatırımları ve Türkiye Denklemi Okumak İçin

Afrika’daki Masun Yağışların Bilinmeyenleri! Okumak İçin 

Vietnam ve Filipinler’den İnşaat İşçisi mi Geliyor? Okumak İçin


Masonluk: İstanbul’daki Afrikalı Kardeşler Okumak İçin

Brezilya’nın Afrika’daki Varlığı Okumak İçin
Angola’nın Çin Ziyareti ve Türkiye Angola’yı Neden Önemsemeli? Okumak İçin