İnşaat Tedarik Dergisi sol reklamı
İnşaat Tedarik Dergisi sağ reklamı
İnşaat Tedarik Dergisi mobil reklamı

İnşaat Tedarik Dergisi

İnşaat – Yatırım – Proje – Ulaştırma – Mimarlık – Enerji – Maden – Şantiye

Gaziemir’de Dört Yıllık Çevresel İyileştirme Tamamlandı: Türk Mühendisliği COP31’de Tanıtılacak

İzmir Gaziemir’de yıllardır radyoaktif atıklar nedeniyle gündemde olan eski kurşun fabrikası sahasında yürütülen çevresel iyileştirme çalışmaları tamamlandı. Nükleer Düzenleme Kurulu, 22 Ekim 2026 tarihli kararıyla alanın kullanımına radyolojik açıdan engel bulunmadığını açıkladı. EKOVAR tarafından yürütülen operasyonun teknik süreci ise Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nde uluslararası katılımcılarla paylaşılacak.

Üstyapı reklamı

Türkiye’de uzun yıllardır çözüm bekleyen çevre sorunlarından biri olan İzmir Gaziemir’deki eski kurşun fabrikası sahasında önemli bir aşamaya ulaşıldı. Radyoaktif atıkların varlığı nedeniyle kamuoyunda uzun süre “İzmir’in Çernobili” olarak anılan bölgede yürütülen çevresel iyileştirme ve temizlik çalışmaları tamamlandı. Dört yıllık operasyonun ardından alınan düzenleyici karar, Türkiye’deki çevresel iyileştirme projeleri açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Gaziemir ilçesindeki eski fabrika sahasında radyoaktif atıkların varlığı 2007 yılında tespit edilmiş, bölge uzun yıllar boyunca çevre ve halk sağlığı açısından tartışmaların odağında kalmıştı. Sorunun çözümüne yönelik çalışmalar kapsamında 2022 yılında kamu kurumlarıyla iş birliği içinde EKOVAR Çevre Grup A.Ş. tarafından çevresel iyileştirme süreci başlatıldı.

Sahada yürütülen çalışmalar yalnızca atıkların uzaklaştırılmasını değil, atıkların niteliğinin belirlenmesini, radyolojik ölçümlerin gerçekleştirilmesini, ayrıştırılmasını ve uygun yönetim süreçlerinin uygulanmasını da kapsadı. Nihai raporlar, ölçüm ve analiz sonuçları ile denetimlerin değerlendirilmesinin ardından Nükleer Düzenleme Kurulu, 22 Ekim 2026 tarihli ve 2026-45/1 sayılı kararıyla alanın kullanımına radyolojik açıdan engel bulunmadığını bildirdi.

Çevresel iyileştirme çalışmaları uluslararası platforma taşınıyor

Gaziemir’de gerçekleştirilen operasyonun sonuçları, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 kapsamında uluslararası katılımcılara aktarılacak. 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek zirveye 197 taraf ülkenin katılımı bekleniyor.

EKOVAR Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Özer, Gaziemir projesinin Türk mühendisliği ve yerli teknik kapasite açısından önemli bir deneyim oluşturduğunu belirtiyor. Özer, hassas bir çevresel sahada yürütülen çalışmaların gerekli teknik ve güvenlik koşulları çerçevesinde tamamlanmasının, Türkiye’nin çevresel iyileştirme alanındaki bilgi birikimini ortaya koyduğunu ifade ediyor.

Projenin COP31’de örnek uygulama olarak paylaşılması, Türkiye’nin çevre teknolojileri, atık yönetimi ve kirlenmiş sahaların rehabilitasyonu alanındaki çalışmalarının uluslararası ölçekte tanıtılması açısından da önem taşıyor.

Çevresel iyileştirme sektörü yeni bir ihracat alanı olabilir

Dünyanın farklı bölgelerinde sanayi faaliyetleri, eski üretim tesisleri ve geçmiş dönem atık depolama uygulamaları nedeniyle kirlenmiş çok sayıda alan bulunuyor. Bu sahaların yeniden kullanılabilir hale getirilmesi; uzman mühendislik, detaylı analiz, özel atık yönetimi ve uzun vadeli çevresel izleme süreçlerini gerektiriyor.

EKOVAR Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Özer, Türkiye’nin bu alandaki teknik birikimini uluslararası projelere taşıyabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtiyor. Özer, 2033 yılında 233,6 milyar dolara ulaşması beklenen küresel çevresel iyileştirme pazarında Türkiye’nin daha etkin bir konuma gelmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Türkiye’de atık yönetimi, geri dönüşüm ve çevresel hizmetler alanında faaliyet gösteren şirketlerin deneyimi, yeni bir hizmet ihracatı potansiyeli oluşturabilir. Özellikle kirlenmiş sanayi arazilerinin iyileştirilmesi, tehlikeli atıkların yönetimi ve çevresel rehabilitasyon projeleri, uluslararası pazarda uzmanlık gerektiren çalışma alanları arasında yer alıyor.

Bu potansiyelin değerlendirilmesi için yalnızca özel sektör yatırımları yeterli olmayacak. Üniversiteler, araştırma kuruluşları, kamu kurumları ve mühendislik şirketleri arasında geliştirilecek iş birlikleri, Türkiye’nin teknik kapasitesinin uluslararası projelere aktarılmasında belirleyici olabilir.

Kamu kurumlarının koordinasyonunda çok aşamalı çalışma yürütüldü

Gaziemir’deki çevresel iyileştirme süreci, farklı uzmanlık alanlarına sahip kamu kurumlarının sorumluluk paylaşımıyla gerçekleştirildi. Çalışmalar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının koordinasyonunda ve Nükleer Düzenleme Kurumunun düzenleyici kontrolü altında yürütüldü.

Sahadan çıkarılan radyoaktif atıkların yönetimi Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) tarafından gerçekleştirildi. Radyoaktif atıklar dışındaki diğer atıkların yönetimi ve topraktaki kimyasal kirliliğe ilişkin işlemler ise ilgili Bakanlığın sorumluluğunda yürütüldü.

Bu ayrım, projenin teknik açıdan değerlendirilmesinde önem taşıyor. Nükleer Düzenleme Kurulunun aldığı karar, alanın radyolojik durumuna ilişkin değerlendirmeyi kapsıyor. Kimyasal kirliliğe yönelik çalışmalar ise ayrı bir çevresel yönetim süreci olarak ele alınıyor.

Türkiye için yeni bir mühendislik ve uzmanlık alanı

Gaziemir’de tamamlanan çalışma, Türkiye’de geçmiş sanayi faaliyetlerinden kaynaklanan çevresel sorunların giderilmesi konusunda önemli bir uygulama deneyimi ortaya koyuyor. Özellikle radyoaktif atıkların bulunduğu hassas sahalarda yürütülen çalışmalar, ileri ölçüm teknikleri, atık sınıflandırması, mühendislik planlaması ve kurumlar arası koordinasyonun önemini gösteriyor.

Önümüzdeki dönemde sanayi alanlarının rehabilitasyonu, eski üretim tesislerinin çevresel açıdan iyileştirilmesi ve kirlenmiş arazilerin yeniden değerlendirilmesi gibi konuların daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor. Bu süreç, çevre teknolojileri ve mühendislik hizmetleri alanında faaliyet gösteren firmalar için de yeni iş fırsatları oluşturabilir.

Gaziemir projesinin COP31 kapsamında uluslararası katılımcılara aktarılması, Türkiye’nin bu alandaki deneyimini küresel ölçekte tanıtması açısından önemli bir adım olacak. Projenin ortaya koyduğu teknik birikimin yeni uluslararası iş birliklerine dönüşmesi ise Türkiye’nin çevresel iyileştirme ve uzmanlık gerektiren atık yönetimi hizmetlerinde daha güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sağlayabilir.

Bu Haberi Paylaş

Haberi sosyal ağlarınızda paylaşarak daha fazla kişiye ulaştırabilirsiniz.