İnşaat Tedarik Dergisi

İnşaat – Yatırım – Proje – Ulaştırma – Mimarlık – Enerji – Maden – Şantiye

Evren Dindiren Dönmez: “Çevreyi korumak bizim işimiz değil, varlık sebebimizdir”

Artaş Endüstriyel Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Çevre Mühendisi Evren Dindiren Dönmez, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, bu yılın teması olan “Climate Action – İklim Eylemi” nin yalnızca hedeflerden ve taahhütlerden ibaret olmadığını, günlük hayatta ve sahada hayata geçirilen somut çözümlerle anlam kazandığını vurguladı.

Çevreyi korumak bizim işimiz değil, varlık sebebimizdir.

43 yılı aşkın süredir çevre sektöründe faaliyet gösteren bir kurumun temsilcisi ve bir çevre mühendisi olarak buna tüm kalbimle inanıyorum.

Bu yıl Dünya Çevre Günü’nün teması “Climate Action – İklim Eylemi”.

Benim için iklim eylemi; yalnızca uluslararası zirvelerde konuşulan hedeflerden, yayımlanan raporlardan veya geleceğe yönelik taahhütlerden ibaret değil.

İklim eylemi; bir damla suyu geri kazanabilmekte, atıksuyu yeniden kullanıma kazandırabilmekte, kaynakları daha verimli kullanabilmekte ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabilmekte karşılık buluyor.

Bu nedenle şuna inanıyorum:

İklim eylemi bizim için bir hedef değil, her gün yaptığımız işin kendisidir.

Bir arıtma tesisini devreye almak, suyu geri kazanmak, enerji ve kaynak verimliliğini artırmak ya da çevresel performansı iyileştiren çözümler geliştirmek; bizim için yalnızca bir mühendislik başarısı değildir. Bunların her biri daha temiz bir çevreye, daha sağlıklı bir yaşama ve daha sürdürülebilir bir geleceğe yapılan yatırımdır.

Sevgiyle yapılan iş kalıcı olur.

Belki de bu nedenle çevre sektöründe geçen yıllar boyunca hiçbir zaman yalnızca tesisler inşa ettiğimizi düşünmedim. Biz aynı zamanda yaşamı destekleyen sistemler kuruyor, doğal kaynakları koruyor ve gelecek nesillere daha güçlü bir miras bırakmaya çalışıyoruz.

Bugün su kaynakları üzerindeki baskı her geçen gün artıyor. Kuraklık, değişen iklim koşulları ve artan tüketim alışkanlıkları, su yönetimini çevresel bir sorumluluğun ötesinde stratejik bir konu haline getiriyor.

Bu nedenle sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef olarak değil, iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olması da bu açıdan önemli bir fırsat sunuyor.

Ancak bu fırsatın gerçek değeri yalnızca ev sahipliği yapmakta değil; çevre teknolojileri alanındaki bilgi birikimimizi, mühendislik kapasitemizi ve sürdürülebilirlik vizyonumuzu somut projelerle ortaya koyabilmemizde yatıyor.

COP31’e ev sahipliği yapacak bir ülke olarak artık sadece iklim gündemini takip eden değil, çözüm üreten, teknoloji geliştiren ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan ülkeler arasında daha güçlü bir konum elde etme sorumluluğumuz bulunuyor.

Dünya Çevre Günü vesilesiyle kendimize şu soruyu sormamız gerektiğine inanıyorum:

Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakmak istiyoruz ve bunun için bugün ne yapıyoruz?