
Türkiye 2025 boyunca kuraklık, ani iklim olayları ve su kaynakları üzerindeki artan baskıyla birlikte iklim değişikliğinin etkilerini her zamankinden daha net hissetti. İklim politikalarının geleceği açısından kritik bir yıl olarak görülen 2026’da, dünyanın en önemli küresel iklim zirvelerinden biri olan COP’un Türkiye ev sahipliğinde gerçekleşecek olması ise, ülkenin sürdürülebilirlik vizyonu bakımından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Sahada aktif olarak çalışan bir mühendis ve sektör temsilcisi olan Artaş Y.K.B. Yardımcısı ve önceki dönem DEİK Türkiye-Finlandiya İş Konseyi Başkanı Evren Dindiren Dönmez, Türkiye’nin iklim gerçeklerini değerlendirirken 2025’i bir “geçiş yılı” olarak tanımlıyor ve asıl sınavın 2026’da verileceğini belirtiyor.
2025, Türkiye’nin İklim Gerçekleriyle Yüzleştiği Bir Yıl Oldu
Dönmez, iklim ve su krizinin artık teorik bir tartışma değil, günlük hayatın ve üretimin bir parçası olduğuna şu sözlerle dikkat çekiyor:
“2025, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle yüzleşmesinin daha somut hale geldiği bir yıl oldu. Su kaynakları üzerindeki baskı, kuraklık, ani iklim olayları ve artan enerji-su ilişkisi, artık teorik başlıklar olmaktan çıktı; günlük hayatın ve sanayinin bir parçası haline geldi.
Sahada çalışan bir mühendis olarak şunu net söyleyebilirim: Farkındalık artıyor, evet. Ancak asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, bu farkındalığın ölçülebilir uygulamalara dönüşmesi. Su geri kazanımı, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği konularında doğru yönde adımlar atılıyor; fakat hızlanmamız gerekiyor.
2025, bir geçiş yılıydı. Asıl sınavın, bu farkındalığı sistemli çözümlere dönüştürebildiğimiz ölçüde 2026 ve sonrasında verileceğine inanıyorum.”
COP 2026 Türkiye’nin Mühendislik Gücünü Göstermek İçin Önemli Bir Fırsat
“Dünyanın en önemli küresel iklim zirvelerinden biri olan COP’un 2026’da Türkiye’de yapılacak olması, ülkemiz için kritik bir fırsat. Ancak bu fırsatı yalnızca bir ev sahipliği olarak değil; bir duruş ve bir mesaj olarak değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.
Türkiye, güçlü bir mühendislik altyapısına, deneyimli insan kaynağına ve çözüm üretme refleksine sahip. COP 2026, bu potansiyeli dünyaya anlatmak için önemli bir platform olabilir. Ama en değerlisi, söylemlerden ziyade sahada çalışan çözümlerimizi, gerçek projelerimizi ve uygulama kabiliyetimizi gösterebilmek.
Bu sürecin, Türkiye’nin iklim gündeminde daha cesur, daha net ve daha sonuç odaklı bir dönemin başlangıcı olmasını diliyorum.”

2025 Mühendisliğin Sahada Sınandığı Bir Yıl Oldu
“2025, hiçbirimiz için kolay bir yıl değildi ama tam da bu nedenle öğretici ve dönüştürücü bir yıl oldu. Türkiye’de ve yurt dışında yürüttüğümüz projelerde, yalnızca teknik çözümler üretmekle kalmadık; belirsizlikleri yönetmeyi, hızlı değişen koşullara uyum sağlamayı ve mühendisliğin gerçek değerini sahada yeniden tanımladık.
Yıl boyunca; endüstriyel tesislere yönelik atıksu arıtma, ileri arıtma ve mevcut tesislerin rehabilitasyonu projelerinde aktif rol aldık. Özellikle yüksek mühendislik gerektiren, operasyonel sürekliliği kritik olan projeler Artaş’ın uzmanlık alanını daha görünür kıldı. Aynı zamanda Avrupa ve Kuzey Afrika’da yürüttüğümüz çalışmalarla, Türk mühendisliğinin uluslararası projelerde nasıl fark yarattığını bir kez daha deneyimledik.
Özetle; 2025, planların değil, sahadaki gerçeklerin belirleyici olduğu bir yıl olarak hafızamda yer etti. 2025’i benim için özel kılan nokta ise şu oldu: Bu yıl, Artaş’ın yalnızca tesis kuran bir şirket değil; deneyimiyle, mühendisliğiyle ve yaklaşımıyla güven veren bir çözüm ortağı olduğunu daha net ortaya koydu.”
2026: Mühendisliğin Yeniden Merkezde Olduğu Bir Yıl Olacak
“2026’ya bakarken benim pusulam çok net. Vizyonu bir pusula gibi görüyorum; o pusula projeye dönüşüyor, proje de sahada karşılığı olan bir etki yaratıyorsa anlam kazanıyor. Artaş açısından hedefimiz; mühendislik derinliği yüksek, uluslararası projelerde daha etkin rol alan ve sürdürülebilirlik alanında gerçek etki yaratan bir yapı olmak.
İleri arıtma teknolojileri, suyun yeniden kullanımı ve endüstriyel tesislerde verimlilik artırıcı çözümler önceliğimiz olmaya devam edecek. Aynı zamanda Avrupa merkezli iş birlikleri ve Ar-Ge odaklı çalışmalarla bilgi üretmeye ve paylaşmaya devam etmek istiyoruz.
2026’yı, mühendisliğin yeniden merkezde olduğu; kararların veriyle, bilimin rehberliğinde alındığı bir yıl olarak görüyorum. Ve açıkçası, en çok da bu yolculuğun parçası olmaktan heyecan duyuyorum.” diye konuştu.

İlginizi Çekebilir
Bursa Ekolojik Kentsel Dönüşümle Geleceğe Hazırlanıyor
Kadınlar Günü’nde Görünmeyen Gündem “Çoklu Roller Arasında Sıkışan Kadınlar”
İzmir Çatılarda Yeşil Devrimi Başlatıyor